Görünen Köyün Kılavuzu

11 Ekim 2017 Çarşamba

Kuyu

 Gençliğim şimdi bir kuyu dibi, ıssız, puslu bir coğrafyada adının konmasını bekliyor.
Ne kadar derin, hiç bilmiyorum. Kimse bilmiyor. Hiç cesaret edemedim. Kimse edemedi.
Oysa yalnızlığın kudreti yaşamına devam etmek için benim damarlarımı seçmiş gibi hayat doluyum. Olur da dibe hızla çarpsam aynı hızda geri çıkaracak hali kuvvet bedenimden, kuyuyu da dolu bırakacak bir şiddette taşıp duruyor. Fakat ben neyin, nerenin yorgunuyum?
Adım konsa da yurdumu bulsam.

Yoksa dibe bıraksam kendimi, hiç çıkmasam mı?
Beter olsam. Orada mı kalsam? Ama daha benim adım ne, bilmiyorum. Kimse bilmiyor. Yakub değilim, onun çağıranı var, Yusuf'un arayanı biliyorum. Benim ise işte bir başımalığım var.
Sonu gelmez kuyulara bağırıyorum.

Sesin.. Öyle az duyduğum bir şey ki unutuyorum. Bir gün gel sen de otur, esip geçtiğin rüzgarlardan inde.. Tozuma toprağıma karış.
Çünkü bilmiyorsun benim önce bahçemi aldılar ellerimden. Kimse bilmiyor. Hem zaten kimse bilmez. Öyle yetiştirdiğim çok bir şeyim de yoktu. Bir kaç kelime adınla başlayan. Sahi adın ne? Seni günlerdir görmüyorum.
Ve tam ortasında bahçemin, kurumuş dallarına konasın diye son yeşiline sıkıca yapışmış bir koca çınar ile.. Mavi bir ebabil, sen.
Ama benim adım ne. Günlerdir sesini duymuyorum.

 Nasıl su bu beni ayıltan, ellerinden içmek isterim. Ara bul beni, ellerinden geçmek isterim. Ama ben kimim.. Bilmiyorum. Belki sen de bilmiyorsun.  Kimse bilmiyor. Ama o kelimeler büyüyecek. O kelimeler yetişecek. Sana varacak. Bileceksin. O kelimeler benim dilim, çözünce anlayacaksın. Bunca yolu sana geldim bak.

Senin o su tutan ellerin çok olsun. Çok olsun o ellerin.
Beni hepsiyle karşıla. Bana hepsiyle sarıl. Kuyulara uzan, kuyularım uzak. Sana taşayım..
Oysa bekliyorum azalarak.
Benim işte o koca çınar. Omzuma konmayacak mısın?
Söyle neyi bekliyorsun.. Adımı koymayacak mısın?



M' Caner ÖZÇELİK


*Ebabil öyle bir kuştur ki, havada uyur, beslenir.
Yere bir çoğalmak için; baharı müjdeleyerek bir de yaşamı bittiğinde iner.
Ya müjdele baharı çoğalalım ya ben solacağım.

**Bana bunları yazdıran şarkıyı yazıya gizlemiştim, tıklayınız lütfen; Ara bul beni.

1 Ekim 2017 Pazar

Dalga Dokuyan

 Bense dokurum bir dalgayı.. Taşırım geceye.
Sen mavi bir sancı olursun gözümde, usulca akarsın.
 Çünkü ben bir balina olarak gökyüzünü izlemek istediğimden hiç düz yüzemem. Kimi vururum kıyıya kaybolurum bakışlarında, kimi zaman ulaşmak için var gücümle sıçrarım.
Sallanır o ipek örtü,
silkelenir ve kurtulur kara deliklerinden
günü taşıyan ışığıyla saçlarının.
Sen mavi bir düş olursun gecemde, bilmiyorum uslu durur musun?
Ben uyur gezer bir balina olarak açılırım. Bazen dibe batışlarım olur, sen yeni bir gün olarak doğarsın, sana bakarım, seni beslerim, seni büyütürüm.
Sen büyür, sen kocaman, sen.. İstersen.
Geriye ne dip kalır ne dalga ne deniz.
Gökyüzünü, beraber seyrederiz.

19 Eylül 2017 Salı

Kırık

 Kime emanet ettiysem bana bin parça, kör kırık, her parçası kanlar içerisinde kalmış halde; bak yapabildiğim bu marifetim bu eserim bu.. Şaheser.. miş gibi geri getirdiler.
 Ya da getirmek zorunda kaldılar.
Yalnız ondan içebildiğimi bilmeden ya da bilmezden gelerek, özenle silip tertemiz verdiğim bu candan bardağı..
Bir kedinin, sahibine avladığı fareyi getirmesi gibi, kendilerince yaptıkları akıl kârı, kabul edilebilir bir şey.. Bence leş. Temizlenmesi gereken leşlerdi o parçalar.

 Çünkü biliyordum o bardak bana gelene kadar tüm odalarda, aklımın odalarında, benim odalarımda, yaşananların anılarında tüm duvarlara çarpıla çarpıla kırılmıştı. Yani sadece kırılmamış.. Çarpıldığı duvarları da darmadağın ederek, arkasında buradan geçildiğinin izlerini kazıyarak, yakıp yıkarak adeta imzasını bırakarak bana gelene kadar, kendi ellerini parçalaya parçalaya ama benim kanımı akıtarak.. Öyle ulaşmıştı.

 Bardağın yani aklımın yani ruhumun yani bedenimin üstünde ki o sırlı çember neden onlara adeta bir ihanet arenası gibi gözükmüş, içtikçe çağlayacak yaşatacak bir okyanus kabı iken kendilerini öldürmek uğruna o arenadan galip gelmeye çalışmışlardı?
 Çünkü akan kan benimdi, sapladıkları kılıçlar benim bedenimi yaralıyordu. Midemi deşiyor, uyuyabildiğim her uyku sonu kusuyordum. Bir kez de değil üstelik.. Aklımın duvarlarına çarpa çarpa bardağın parçalarını birer kılıç gibi.. Defalarca..

Oysa bu bardak akan kanlar ile; kesilen kollara, başlara, dağılan hayatlara kaldırılacak zafer kadehi değildi.
 Oysa o bardak solacak olanlara bir kap değil, hayat verecek, yeşertecek can suyunu taşıyan benim aklım, bedenim, benim ruhumdu..
Dün neydi ki, bugün ney olsun.
Bardak kırıldı bir kez daha kırıldı, su çürüdü*.

M' Caner ÖZÇELİK


--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
*Su Çürüdü
Ahmet TELLİ şiiri.
(....

3

İki şeyi bilmek istiyorum. (Belki aynı şeyi iki kere bilmek
istiyordum.) Duvarların rengi neydi? Derimin rengi neydi?
Dokunuyorum duvarlara; parmak uçlarımla, avuçlarımla,
dilimle dokunuyorum. Duvarların bir rengi olmalı. Ama hiçbir
duvarcının, hiçbir ressamın bu rengi bildiğini sanmam. Adı
yoktu bu rengin, kimyası yoktu. Belki renksizliğin rengiydi bu.
Çürüyen bir bedenin kokusuydu duvarların rengi...
Adımdan gayrısını bilmiyorum.
....)

Şiirin devamı için tıkayınız.

16 Nisan 2017 Pazar

Suda

 Hala nasıl da tutunurdum yaşamağa. Tutunmazdım. Hala neye.
Bilirdim, aramazdım, hem bulunmaz da.*

Unutmuşum kendime dediklerimi. Hatırladım. Hatırladım da..
Ah akıl. Akıllan da...

Suya girince sıkıca tutunur musun? Hem neye?
Sen de su sayana kadar kendini bırakırsın da, sen de kendini tuzla, maviyle, yeşille..
O seni kabul eder, o seni bağışlar, o seni temizler, o seni, o seni hem de...

Ve işte yüzersin, kulaçların götürecek seni gitmek istediğin yere.. Sırtında taşıdığın dağları indir de bir bak tepesinden kat ettiğin yollara..
Hem bak bu su seni bilecek hem bu su seni içine, bu su seni içine çekecek, bu su seni de..
Kanarsın. Kana. Kanamadığın kadar evvelinde. Evvel de..

Karaya çalar akan kan. Kara ya..
Temizler. Dibi. Temizdir. Dibin de. Dibi de..
Bu su, bak, bu aykırı, bu tirşe.. Yetişir. Yetişir de...
Karara
       Karara
                Kara.

M' Caner ÖZÇELİK



(*Aramam bulmak için. Bulunmaz da. Belki de yokdur. Ama isterim olmasını.
Özdemir ASAF - Kırılmadık Bir Şey Kalmadı 'dan esinlenerek..)