Görünen Köyün Kılavuzu: Gel

9 Mart 2017 Perşembe

Gel

 Hala nasılda uzanır göğe.. Neye tutunur da yıkılmadan durur. Yakınmadan..
Dağa mı özenir,  taşı mı kıskanır? Bassam kırılıp ezilir, tutup kaldırsam gücenir mi acaba.. Batık gemi, yıkık liman, sürgün forsa..
Acaba sen hangisinin benzer ahı ile düştün bu yollara.. Seni kim kopardı, sürüldüğün hangi toprak parçası şimdi.. Hangi gök için uzanıp uzanıp süründüğün. Ak güvercin, iğde çekirdeği, kuru dal parçası..

 Oysa bayram çocuğu gibi şendir gökyüzü.
Ben açarım ellerimi de tutunacak yer bulamam, çıkacak basamak ararım da takılıp düşerim. Kanatlarımı İkarus aldı. Sevincimi de ben toprağa gömdüm. Çünkü seni gördüm.. Sen göğü sabit tutan yaşam ağacı. Sen yeşerten ve yaşatan. Sen tüm ağaçların anası.

Kimi zaman kederden sağanak olur yağar da,
kurumuş nar hala kırmızı.

 Ey bükülmüş bel, taçsız hükümdar, gri parçası.. Ey bin kollu anadan kopmuş öksüz el.
Çabanı gördüm. Çabanı takdir ettim. Artık bırak kendini de dinlen bu amaçsız görevden..
Bak ayrıldın gövdenden, artık yalnız bacaksın adımsız.
Kolların doymak bilmez bebek gibi yapışmış memeye ama daha büyümezsin sen.
Görmezsen.

Biliyorum ev bir başkasıdır bazen.
Bir geç, bir göç, bir kedi, bir ses, bir sus
İki göz, bir duy, kar tanesi,
Hüthüt kuşları, incir ağaçları, limon sarısı, akan çatı
Toprak kokusu, her rengin taç yaprağı, beyazın aykırılığı ve grinin
Ve belki de kendine çekildiğin sular
Gel gitlerinle tabii, aşikar.
Ama en çokta söyleyemediklerindir evin.
En çok da bu yüzden susarsın ya,
Dilin damağın kurur da kopar.

Haydi gel.
Ama gel.
Fakat gel.
Şimdi gel.
Şu an gel.
Gecikmeyelim.

M' Caner ÖZÇELİK
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Ellerin dert görmesin.