Görünen Köyün Kılavuzu: Kilitli

23 Aralık 2016 Cuma

Kilitli

 Bir kapı kapanırsa..
 Bir kapı açılırmış..

 İlk kapıyı demek ki ben gidiyorum sanıp hızla kapamışlar. Öteki kapıda bu ne çıkıştır yarabbi, rüzgar gibi esip gelir şimdi, ben yavaştan kapanmaya başlayayım, yıkıp geçmesin beni demiş olacak ki yetişemeyip arasında kalmışım. Çünkü şimdi neresinden tutsam bir yere açılmıyor hayatım.

 İçindeyim, arasındayım, bir boşluktayım ama neyin? Ama neyim?
Kuşları severim deyip kapattığınız bir kafeste miyim? Kanallar, giderler deyip bir delikte mi? Bir göz oda yeter, ikimiz olalım dediğiniz gözde miyim, odada mı?
Hangi bebeğin kundağı bu konduğum, hangi arının kovanı?. Hangi dün, hangi yarın.. Derken derken.. Bir kolum öbüründe kaldı bir yarım daha demin..
Tüyü mü dolanıp durduğum. Vallahi görse yerimi şeytan kıskanır. Zamanın içinde, zaman içindeyim.
Nereye uzak dediysem şimdi bir adım, neresi yakınsa öteki taraftayım. Bana baksa yüzüm dönük. Seslense, kulaklarım kayıp.. Kendimin dipsiz kuyusuyum. Kendimin kuruntusuyum. O kadar yalnız kaldım, o kadar çok bekledim ki... Gözüne battım kendimin.

 Neye elimi attıysam yapışıp kaldım. Elimi attığım gitti de ben peşinden sürüklenmek yerine cismimi yitirip, kendime kaldım. Bu kırılganlık, bu geçirgenlikle uzadım da boyumu aştım. Ne dere ne tepe artık masallarda ki, pirenin atladığını uçtum, dağın eteklerini havalandırdım, dereden içtim suyu bitirdim. Yetti mi, yetmedi mi, elhamdülillah. Pek şükür. Amin.
 Aza kanaat, orta kırat, kıta dur, rahat derken geçip gitti ömrüm.
Rahatımdan utandım.
Sanki açları aç bırakan bendim, tokları açlardan aldıklarımla besleyen ben. Sanki gözlerde ki acıklı bakışları ben doldurdum, yaşlarını ben sağdım bebeklerinden..
Aklımın karmaşası..
Hem ne umdum ki beklediklerimden?
Git gellerim de ben, bazen gel-e-medim. Ama çokca da gidemedim.
Neyim varsa niye var, neyim yoksa olmasa da, aldıklarımı da azar azar hepsi benim değilmiş, bir ömür yetecekmiş gibi harcadım. Neden bilmeden, bulmadan, bakmadan. Kendime karışmadan.

 Neyse ben olmam, siz bana bakmayın. Ben olmamağı yeğlerim her zaman.
Siz varsınız ve siz gerçeksiniz siz kocaman. Ben o hep arda ve arada kalan. Aranmadan. Aradığını bulamadan. Ne arıyor bilemeden. Gidemeden, kalamadan. Seçemeden.
Kaçamadan..

 Bazılarınız diyecek ki şimdi bu sonunda anahtar çıkacak, kilide girecek, kapıyı açacak, yeni gördükleriyle yanıp ankayı doğuracak.. Anka bir uçacak, pir uçacak, develer tellal iken pireler.. Ah pireler..
Ama ben anahtar değilim. Belki deliği. Ama değilim.
Bu kapılar kapandı ama kilitlenmedi hiç. Hep açıktılar. Zaten hep açıktırlar. Nasıl mı biliyorum? Bilmiyorum.
Öyle inandım.
Gitmiyorsam beklemek istediğimden mi, bekle gelir dediklerinden mi?
Başkasının kapanan kapısına açılan olmamak, başkasına kapıyı kapatmamak için mi bekçi olup dikeldim bu arafa..
Şimdi yön neresi, yol neresi, iz bilmem, uz gidilmez, gitmem.
Olamam..

Ne zaman ki birisine uzandım.
Kol kırıldı kapı içinde kaldım.

*M' Caner ÖZÇELİK
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Ellerin dert görmesin.